Çölyak hastalığı, toplumda yaklaşık her 100 kişiden 1'ini etkileyen, yaşam boyu süren bir otoimmün hastalıktır. Günümüzde hastalığın tek etkili tedavisi, ömür boyu glutensiz beslenmedir. Çölyak hastalığıyla ilgili bilimsel araştırmalar devam etmekte olup, hastalığın tanısı, yönetimi ve yaşam kalitesi üzerindeki etkileri konusunda her geçen gün yeni bilgiler elde edilmektedir.
Çölyak hastalığı nedir?
Çölyak hastalığı, buğday, arpa ve çavdarda bulunan glutene karşı gelişen otoimmün bir hastalıktır. Bir alerji ya da gıda intoleransı değil, bağışıklık sisteminin yanlış çalışması sonucu ortaya çıkan bir durumdur.
Çölyak hastalığı olan kişiler gluten tükettiklerinde, bağışıklık sistemi gluteni zararlı bir madde olarak algılar ve ince bağırsağın iç yüzeyine saldırır. Bu durum, bağırsaklarda hasara yol açarak besinlerin emilimini bozar ve vücudun ihtiyaç duyduğu vitamin, mineral ve diğer besin öğelerinden yeterince yararlanmasını engeller.
Çölyak hastalığı olan bir kişi karın ağrısı, şişkinlik, emilim bozukluğu, ishal veya kabızlık ve kasıtsız kilo kaybı gibi semptomlar yaşayabilir. Günümüzde çölyak hastalığının bilinen tek tedavisi, ömür boyu ve sıkı bir şekilde glutensiz beslenmektir. Glutensiz diyet uygulandığında bağırsaklardaki hasarın iyileşmesi desteklenir ve hastalığa bağlı belirtiler genellikle kısa süre içinde önemli ölçüde azalır veya tamamen ortadan kalkar.
Çölyak hastalığına ne sebep olur?
Çölyak hastalığının gelişiminde genetik faktörlerin önemli bir rol oynadığı bilinmektedir. Ancak hastalık, aile bireylerine doğrudan veya kesin olarak aktarılmaz. Araştırmalar, genetik yatkınlığı bulunan kişilerde bazı çevresel faktörlerin hastalığın ortaya çıkmasını tetikleyebileceğini göstermektedir. Bununla birlikte, çölyak hastalığının nedenleri ve gelişim mekanizmaları halen tam olarak açıklanabilmiş değildir ve bu konuda bilimsel çalışmalar devam etmektedir.
Çölyak hastalığı kalıtsal mıdır?
Çölyak hastalığı olan bir ebeveyn, kardeş veya diğer birinci derece akrabanın bulunması, hastalığın gelişme riskini artırır. Ailesinde çölyak hastalığı öyküsü bulunan kişilerde bu risk yaklaşık %10 civarındadır. Tek yumurta ikizlerinden birinde çölyak hastalığı varsa, diğer ikizde hastalığın görülme olasılığı yaklaşık %75’e kadar çıkabilmektedir.
Bu veriler, çölyak hastalığında genetik faktörlerin önemli bir rol oynadığını göstermektedir. Araştırmalar, hastalığın özellikle HLA-DQ genleri olarak adlandırılan ve bağışıklık sisteminin işleyişinde görev alan bazı genetik özelliklerle güçlü bir ilişkisi olduğunu ortaya koymaktadır. Ancak bu genetik özellikler toplumda oldukça yaygındır ve tek başına çölyak hastalığının gelişmesine neden olmaz.
Bu nedenle uzmanlar, genetik yatkınlığın yanı sıra bazı çevresel faktörlerin de hastalığın ortaya çıkmasında etkili olduğunu düşünmektedir. Günümüzde çölyak hastalığını tetikleyen tüm faktörler henüz tam olarak açıklığa kavuşmamış olsa da hastalığın bulaşıcı olmadığı ve kişiden kişiye geçmediği bilinmektedir.
Ayrıca, aile öyküsü bulunan kişilerde çölyak hastalığı gelişme riskini kesin olarak azaltan kanıtlanmış bir yöntem bulunmamaktadır. Ancak erken farkındalık, düzenli sağlık kontrolleri ve gerekli durumlarda test yaptırılması, hastalığın erken tanınmasına yardımcı olabilir.
Çölyak hastalığı türleri
Çölyak hastalığı, her bireyde aynı şekilde ortaya çıkmayabilir. Belirtilerin türüne ve şiddetine göre farklı klinik formlarda görülebilir.
1. Klasik (Semptomatik) Çölyak Hastalığı
Hastalarda, ince bağırsakta gelişen hasara bağlı olarak besin emilim bozukluğu (malabsorpsiyon) belirtileri görülür. En sık karşılaşılan bulgular arasında ishal, kilo kaybı, karın şişkinliği ve beslenme yetersizlikleri yer alır. Çocuklarda ise büyüme ve gelişme geriliği ile ergenliğin gecikmesi görülebilir.
2. Klasik Olmayan (Non-Klasik) veya Sessiz Çölyak Hastalığı
Bu grupta sindirim sistemi belirtileri belirgin olmayabilir veya hiç görülmeyebilir. Hastalık daha çok bağırsak dışı bulgularla kendini gösterir. Demir eksikliği anemisi, kronik yorgunluk, migren, kemik ve eklem sorunları, el ve ayaklarda karıncalanma veya uyuşma gibi belirtiler görülebilir. Bazı kişilerde ise herhangi bir belirti bulunmaz, buna sessiz (asemptomatik) çölyak hastalığı adı verilir. Ancak belirti olmasa da bağırsak hasarı devam edebilir ve tedavi edilmediğinde uzun vadeli sağlık sorunlarına yol açabilir.
Tedavi edilmeyen çölyak hastalığının uzun vadeli etkileri
Çölyak hastalığı tedavi edilmediği takdirde kişinin sağlığı üzerinde ciddi sonuçlar doğurabilir.
Çölyak hastalığında, ince bağırsağın iç yüzeyinde bulunan ve besinlerin kana emilmesini sağlayan villus adı verilen parmak benzeri yapıların hasar görmesi, besin emiliminde bozulmaya yol açar. Bunun sonucunda vücut, ihtiyaç duyduğu vitamin, mineral ve diğer besin öğelerini yeterince alamayabilir.
Besin emilimindeki yetersizlik; demir eksikliği anemisi (kansızlık), vitamin ve mineral eksiklikleri gibi çeşitli sağlık sorunlarına neden olabilir. Ayrıca kalsiyum ve D vitamini emiliminin etkilenmesi, kemiklerin zayıflayıp kırılgan hale gelmesine ve osteoporoz gelişimine yol açabilir.
Tedavi edilmeyen çölyak hastalığı, hamilelik döneminde bazı komplikasyonların görülme riskini artırabilir. Bunun yanı sıra, uzun yıllar tanı almamış veya uygun şekilde tedavi edilmemiş kişilerde bazı nadir kanser türlerinin görülme riski de artabilmektedir. Bu nedenle erken tanı ve ömür boyu glutensiz beslenme, olası komplikasyonların önlenmesi açısından büyük önem taşır.
Çölyak hastalığım olup olmadığını nasıl anlarım?
Çölyak hastalığının belirtileri oldukça çeşitli olup kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Şişkinlik, ishal, mide bulantısı, gaz, kabızlık, yorgunluk, ağız yaraları, istemsiz kilo kaybı ve demir eksikliği anemisi en sık görülen belirtiler arasındadır. Bu belirtiler, irritabl bağırsak sendromu (IBS) veya buğday intoleransı gibi diğer sağlık sorunlarıyla karıştırılabilmektedir.
Bu belirtilerden bir veya birkaçını yaşıyorsanız, bir sağlık profesyoneline başvurmanız önemlidir. Çölyak hastalığının tanısında ilk adım genellikle kan testidir. Gerekli görüldüğünde ileri değerlendirme için gastroenteroloji uzmanına yönlendirme yapılabilir. Test sonuçlarının doğru değerlendirilebilmesi için tanı süreci tamamlanana kadar gluten içeren normal beslenme düzenine devam edilmelidir.
Çölyak hastalığı tehlikeli midir?
Çölyak hastalığı, tedavi edilmediğinde uzun vadede önemli sağlık sorunlarına yol açabilen ciddi bir otoimmün hastalıktır. Gluten tüketimine bağlı olarak ince bağırsakta oluşan hasar, besin emilimini bozarak vitamin ve mineral eksikliklerine, kansızlığa, kemik sağlığının zayıflamasına ve diğer sağlık komplikasyonlarına neden olabilir.
Ancak çölyak hastalığı erken tanı ve uygun tedavi ile başarılı şekilde yönetilebilmektedir. Tanı sonrasında ömür boyu glutensiz beslenme uygulanması, belirtilerin büyük ölçüde düzelmesini sağlar ve ince bağırsaktaki hasarın zamanla iyileşmesine yardımcı olur. Bu sayede hastalar sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürdürebilirler.
Çölyak hastalığı ne kadar yaygındır?
Çölyak hastalığı sanılandan daha yaygın görülen bir hastalıktır. Yapılan araştırmalar hem dünyada hem de Türkiye'de yaklaşık her 100 kişiden 1'inin çölyak hastası olduğunu göstermektedir. Ancak birçok kişi herhangi bir belirti göstermemesi veya belirtilerin başka hastalıklarla karıştırılması nedeniyle tanı almadan yaşamını sürdürmektedir.
Bu nedenle çölyak hastalığının gerçek görülme sıklığının, tanı almış hasta sayısından daha yüksek olduğu düşünülmektedir. Hastalık her yaşta ortaya çıkabilmekle birlikte, kadınlarda erkeklere göre daha sık teşhis edilmektedir.